Montessori Eğitim Yönteminin Felsefi Temelleri

Montessori Eğitim Yönteminin Felsefi Temelleri

Felsefi düşünce önceden kazanılmış bilgiler üzerine bir düşüncedir. Felsefi düşüncenin yöntemleri insana hemen her konuda akıl yürütebilmesi için gerekli temelleri sağlar. Felsefi düşünüş sıradan düşünüşten tamamen farklıdır. Onun ayırt edici özelliği kavramsal veya soyut olma çabasıdır (“Sanal”,1).Montessori çocuğu sadece eğitimin bir öznesi olarak değil aynı zamanda çocuğu gelişimsel olarak da incelemiştir. Gelişimsel bir pedagoji olan Montessori eğitim yaklaşımı çocuğu merkeze alan felsefesi ile birlikte bir eğitim ortamı geliştirmiştir. Montessori yaklaşımı; öğrenmeye başlayan çocuğun, doğal psikolojik eğilimlerini kullanarak gelişimi destekleyen bir eğitim sistemi olarak tanımlanmaktadır (Toran ve Temel, 2014).
Montessori felsefesi, özünde çocuğun gelişimi ile ilgili bir felsefe ve bu gelişmeye rehberlik eden bir gerçekliktir. Montessori’nin bu başarısında ikiyüz yıllık bir eğitim tarihini inceleyip, kitaplar okuyup, çevirip, bir tıpçı sabrı ve adeta bir hastalığı teşhis edermiş gibi yaklaşımının etkisi büyüktür (Montessori, 2016; Çakıroğlu Wilbrandt, 2008). Montessori, kendi dönemi öncesi ve kendi döneminden birçok eğitimci ve filozoftan etkilenmiştir. Bu filozof ve eğitimciler; Rousseau, Itard ve Seguin, Pereira, Pestalozzi, Froebel, Ovid Declory, Condillac, Hegel, Nietzsche ve Dilthey olarak sayılabilir (Öztürk Samur, 2011; Kayılı, 2010; Toran, 2011).
Rousseau herşey yaradanın elinden çıktığında iyidir, insanın eline geçmekle bozulur” sözleri Monessori için önem arz etmiştir (Montessori, 2016). Rousseau’nun eğitim felsefesinin temeli özgürlüktür. Çocuğun kendi deneyimleri ile öğrenmesi, geleneksel eğitim sistemiyle değil otoriteden bağımsız, kişinin kendi inanç ve denetimini vurgular. Bu durumda eğitimin özgür olabilmesi için devlet otoritesinden bağımsız olmasıdır. Montessori içinde ön koşul bağımsızlıktır. Çocuk eğitiminin soyutla değil somutla başlanması gerektiğini vurgular. Montessori’in çocukların duyularını kullanmasını sağlayan somut materyaller bulmuştur. Montessori Rousseau gibi uygarlığın çocuğu bozduğuna inanmamış, küçük çocuğu doğal dünyasına göndermek yerine okulla birlikte doğadan yararlanmak istemiştir. Condillac’ın zihin yapısına yönelik söylemleri Montessori’in emici zihninde birleşmiştir. Dışsal süreçte nesneye dokunarak tanıma ve algılama önemlidir. Emici zihinde istekli bir çabayla değil duyarlı dönem olarak adlandırılan iç duyarlılıklardır (Öztürk Samur, 2011; Korkmaz, 2015).
Pestalozzi’nin daha özgül bir okul yaratma çabaları, Fröbel’in küçükler için kindergarden’ı, Seguin ve İtard’ın şimdiye kadar eğitilemez olarak bakılan çocukların eğitilmesi için oluşturdukları yöntemlerin, Maria Montessori’in çalışmasında faydalı olmuştur. Seguin Tıp eğitimi almış ve idiyotik çocuklarla ilgilenmiştir. Bu çocukların duyularını kullanması sayesinde konuşmayı, yazmayı ve sayı saymayı öğrenmesini sağlar. Farklı yapıdaki nesneleri kullanarak çocuğun dokunma duyusunu geliştirici çalışmalar yapmıştır. Wilhelm Dilthey’in; Tarihin insan yaşamını anlamada anahtar olduğuna inanmıştır. Tarihsellik, kendi başına bir olgu olmayıp insanın bizzat kendisinin gerçekleştirdiği eylemler, değerler ve yaşantılardan oluşmuştur. Montessori ise çocukların ruhunu anlamak gerektiğini sürekli ifade etmiş ve yetişkinlerin çocuğun bu halini huysuzluk olarak değerlendirmelerini eleştirmiştir (Montessori, 1975; Öztürk Samur, 2011).
Montessori felsefesinde 18. yüzyıl felsefi özelliği olan aydınlanma felsefesinin izleri görülmektedir. Bu dönem felsefesi; metafizik konularla şiddetle savaşmıştır. Akla aşırı bir güven besleyerek, geleneklerden ve dinden kurtulup, insanın kendi kaderini yine kendisinin belirleyeceğine inanmıştır. Akılla beslenen aşırı güvenle devlet, toplum, din ve eğitim yeniden düzenlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca bu dönem; bireyselliğin, yaşanan dünyaya önem vermenin, demokrasinin, bilimin, din yerine aklı öne almanın yeniden canlandırıldığı bir dönemdir (Güleş, Kayılı, Yıldız, Yiğit, Öngören ve Aydoğdu, 2011).
Bir taraftan felsefesi insancıldır ve insan için kendi kaderini belirleyen yapısı vardır. Diğer taraftan toplumsal bir bakış açısına sahip irade sahibi bir varlık olarak saygıya değer düşünür. Başka bir deyişle iradeli bu yaratık bir sosyal boyuta sahiptir ve rolünü kendi içinde bulmalı ve kendisini ve toplumu istediği gibi yaratmalıdır (Morrisan, 2007).
Özetle Montessori felsefesi;

  • Çocuk insanlığın atasıdır. Ona saygı duyulmalı ve onuru korunmalıdır.
    Çocuk kültürün taşıyıcısı ve yansıtıcısıdır.
    Ödüller ve cezalar çocuğun iç yapılanmasını bozar. Çocuklar öğrenmeye isteklidirler ve doğalarında vardır. Ödülleri de kendi içindedir.
    Çocuk doğal yolla öğrenmelidir. Yetişkin onun yapısına ve ihtiyacına uygun çevre düzenlemelidir. Çocuğun doğası onu normalliğe götürür.
    Materyaller çocukların tekrar tekrar yapmalarını sağlayan oyuncaklardır. Ancak oyun çocuğun işidir. Çocuk iş yapmaktan hoşlanır.
    Materyaller doğal olmalıdır ve hayatı ve bilimsel bilgiyi öğretmelidir.
    Çocuklar bir önceki beceriyi elde etmeden diğerine geçmemelidir. O zaman öğrenme olmaz.
    Zihin gelişimi hareket ile beslenir. Özellikle eller önemlidir.
    Her canlı gibi çocukların da duyarlı dönemleri vardır. Bu dönemler eğitim açısından önemlidir (Montessori, 1999; Morrison, 2007; Tepeli, 2011; Lillard ve Jessen, 2015).

Çocuğun belli sınırlar içinde özgürlüğe ihtiyacı vardır ve Montessori çocuklara bu özgürlüğü, gelişimsel olarak çok sayıda materyalin bulunduğu, birçok deneyim yaşayacağı, fiziksel ve sosyal olarak gelişebileceği, dikkatli bir şekilde düzenlenmiş olan çevre sağlar. Bu çevre yetişkin tarafından hazırlanmalıdır (MADEP bilgi yaprağı,2016). Montessori eğitim yöntemini bütün olarak algılamak ve çarpıtmadan uygulamak gerekmektedir. Montessori eğitim yönteminde birçok yenilik yapılıp güncellemeler yapılabilir Ancak; kültür, cinsiyet veya sosyo-ekonomik arka plan ne olursa olsun çocuklara saygı asla güncel değildir ve tüm çocuklara tanınmalıdır. (“Sanal”, 3; Montessori, 1982).
Montessori ;“Yöntem’ sözcüğü için bazı şeyleri değiştirmeliyiz:” Insanlığın bağımsızlığını elde edebilmesi için verilen yardım “veya” eğitimle ilgili yaşlı önyargıların baskı altına alınmasından kurtarıp insani kişiliği sunma imkânı”anlamına gelmelidir. Çocuğun savunması, doğasının bilimsel olarak tanınması, haklarının toplumsal olarak ilan edilmesi, eğitimin parçalara ayrılma yollarının yerini alması gerekir.” (Montessori, 1955; “Sanal”,22).
Kahn’a göre; Montessori’nineğitim yöntemifelsefesi beraberinde şunlarıda getiriyor: Aileleri okulun sınıf dışında ve ötesinde bir seviyede tutuyor. Öğrenciler, bir ömür boyu sürebilecek ana-babalık kurallarını görmenin yeni bir yolunu
öğreniyorlar. Montessori, ana-baba üyeliğini sürdürür ve çocuk yetiştirme ilkelerini, hazırlık ortamını, ait olma iradesini, hareket kuralını gibi kucaklayıcı kuralları kapsar. Bir program üç yaşına başlarsa ebeveynlerin yakınlığı ve katılımı daha yüksek olur ve ebeveynler okul topluluğuna ve ilgili pedagojinin felsefi köklerine sadık kalırlar (1990).
Çocuk gelişimi felsefesi hem ebeveynin hem de öğretmeni Montessori eğitim programına duyduğu derin bir bağlılığa dönüştürecek felsefedir. Çünkü Montessori yöntemi doğumda başlayıp hayatta kalmaya yardım eden bir araç olduğu için, hayatı öğrenim için vazgeçilmez bir şey olarak görülüyor ve çocukların, zorunlu okul yaşından önce daha iyi öğrendiklerine vurgu yapıyor. Ana-babalar, Montessori yöntemini taahhüt ettiğinde, eğitici bir fikirden daha fazlasını istiyor ve Montessori felsefesinde açık bir şekilde sunulan insan gelişiminin yaşamsal sürecinin gelişimine dâhil oluyorlar (Frey, 1988, akt: Khan, 1990).

22 Haziran 2018

EĞİTİMLER

Eğitimlerimizi inceleyin...
Duyusal Oyun Atölyesi Semineri

Tüm Türkiye

Tüm Zamanlar

Duyusal Oyun Atölyesi Semineri
Yaratıcı Drama Çözümleri

Tüm Türkiye

Tüm Zamanlar

Yaratıcı Drama Çözümleri
Gizlilik Politikamız - Mesafeli Satış Sözleşmesi - Teslimat ve İade Koşulları
WhatsApp'tan iletişime geç